14 Eylül 2013 Cumartesi

GENEL SEKRETER-HASTANE YÖNETİCİSİ, DOKTOR OLMAK ZORUNDA MI?.

Sağlık Bakanlığı 2012 yılında radikal bir adım atarak Sağlık kurumlarının hem işleyişi hem de yönetiminde, çağdaş yönetim normlarına uygun yapılanmaya gitti (Kamu hastane kurumu, hastane yöneticisi vs.). Bu yapılanma kısa wsürede bazı pozitif sonuçlar vererek özellikle kurumların bütçelerinde önemli tasarruflar elde edildi. Ancak finansal anlamda elde edilen ya da edilecek başarı sağlık sektörü gibi dev bir alanda beklenen köklü değişiklikler için yeterli gözükememektedir. Finansal başarı, insan kaynakları, hizmet kalitesi, hız, liyakat, çalışan memnuniyeti, verimlilik, gibi diğer çıktılarla da desteklenmelidir.

Mevcut yapı incelendiğinde illerimizin Kamu Hastane Sekreterliklerinde toplam 87 genel sekreter görev almıştır. Bunların 85 tanesi hekim 2 tanesi idari kadrodan gelen hekim dışı personelden oluşmaktadır. Hastane yöneticileri, il sağlık müdürlükleri ve halk sağlığı müdürlüğünü de hesaba kattığımızda, ülkemizin sağlık yönetiminin baskın bir şekilde hekimler eliyle yürütüldüğü görülmektedir. Tabii hekimler sağlıksektörünün en önemli yapı taşı ve vazgeçilmez unsurudur. Ancak hekimler eğitimleri boyunca sadece tıpla ilgili alanlarda derinlemesine eğitim almakta; finans, muhasebe, pazarlama, insan kaynakları, yönetim, iletişim, satın alma, örgütsel davranış, girişimcilik, kalite gibi konularda eğitim almamaktalar. Fakat başlarına geçtikleri dev bütçeli kurumlarda bu saydığım alanlarla ilgili yetki ve sorumluluk üstlenmekte ve doğrudan karar vermektedirler. Dolayısıyla özellikle yöneticilik görevlerinin ilk yıllarında bu alanlarda sınama yoluyla ve sezgilerle hareket etmektedirler. Örneğin, bir hekim, önüne gelen kurum bilançosunu yorumlamakta ya da kamu ihale kurumunun satın almayla ilgili konulardaki yönetmenliklerini anlamakta epey zorlanmaktadır. Kendileri için yeni ve zor bir alanda hizmet vermek ve hasta tedavisinden uzaklaşmak yerine; oldukça çok hekim ihtiyacı olan ülkemizde, hekimlerin asli görevleri olan sağlık hizmeti sunmak ve çok kutsal mesleklerini icra ederek hastalarıyla ilgilenmeleri daha yerinde olacaktır.


Peki, hekimler yönetimi bırakırlarsa sağlık sektörü nasıl yönetilir? Ya da kim bu alanı doldurur? Gelin bu soruların cevaplarını birlikte ele alalım.

Artık günümüz yönetim anlayışında, bir kurumu yönetmek için illa o alandaki teknik bilgiye sahip olmak gerekmemektedir. Örneğin, bir kola firmasını yönetmek için gıda mühendisi olmaya, Telekom firmasını yönetmek için elektronik mühendisi olmaya, belediyeyi yönetmek için yerel yönetimler okumaya, otomobil fabrikasını yönetmek için makine mühendisi olmaya, süper marketi yönetmek için kasiyer/esnaf olmaya, futbolu yönetmek için futbolcu olmaya (Morinyo çok başarılı teknik direktördür ancak futbol oynamamıştır. Benzer şekilde Birçok kulüp başkanı da iş adamı olmasına rağmen futbolu yönetmektedirler) gerek yoktur. Artık kurumları yönetmek için profesyonel yönetici yeterlidir (buna batıda CEO bizde müdür, koordinatör, sekreter veya değişik isimler verilmektedir). Öyleyse sağlık kurumlarını yönetmek için, illa tıp fakültesi okumuş birisine ihtiyaç yoktur. Sektörü yakından tanıyan ve yönetim becerisi olan bir sağlık yönetimi mezunu da bu görevi icra edebilir.

Örneğin, Sağlık Bakanlığı'nın iki ile atadığı kişiler hekim kökenli değillerdir. Ancak bu güne kadar bu illerimizdeki sağlık hizmeti diğer illerde olduğu gibi sürdürülmektedir. Benzer şekilde hem ülkemizde hem de yurt dışındaki birçok özel hastanenin başında hekim olmayan profesyonel yöneticiler vardır. Çünkü burada hekimler kendi asıl uzmanlık alanlarına odaklanmaktalar, yönetim gibi işleri ise bu alanda eğitimve tecrübeli kişiler maharetiyle yürütmektedirler. Örneğin, dünya göz hastanesinin kurucusu bir inşaat mühendisidir. Ve birçok stratejik ve üst düzey kararı hekimlere danışarak kendisi almaktadır.

Sonuç Olarak; Dünyanın en eski ve önemli mesleklerinde birisini icra eden olan hekimlerin hastalarıyla ve eğitimini aldıkları alanla daha fazla ilgilenmeleri, hastanelerin bir çok fonksiyonunu (satın alma, personel, lojistik, kalite vb.) alanında uzman kişilerle koordineli bir şekilde yapmaları, Türkiye’nin parlayan bir yıldız olan sağlık sektörümüzün sürdürülebilir olması ve geleceği için son derece önemlidir.

2013 yılında 35 farklı üniversitenin Sağlık Yönetimi Bölümlerine 2300 öğrenci geleceğin sağlık yöneticisi olmak için kayıt yaptırdı. Bu öğrencilere hem sağlıkla ilgili (Tıbbi Terminoloji, Epidemiyoloji, Hastalıklar Bilgisi, Acil Ve Afet Yönetimi vb.) hem de işletmecilikle ilgili (Muhasebe, İşletme, Girişimcilik, İletişim, Davranış Bilimleri, Maliyet Muhasebesi vb.) dersler verilmektedir.

Sağlık Bakanlığı sektöre uzun yıllar hizmet edecek olan sağlık yönetimi mezunlarına orta ve üst düzey yöneticilik (yöneticilik, uzmanlık, müfettişlik, şeflik gibi) gibi uygun pozisyonlarda kadro açmalı ve bu genç ve dinamik beyinlerden faydalanmalıdır. Bu tercih hem sağlık yönetimi okuyanları hem de hekimleri oldukça memnun edecektir.

Sağlık sektörünün bütün paydaşları olarak ülkemizin sağlık hizmetlerini daha yukarılara taşımak ve gelecek nesillere daha güzel bir ülke bırakmak dileklerimle bütün okuyucularıma esenlikler diliyorum.

“Yönetici İşi Doğru Yapar, Lider İse, Doğru İşi Yapar”

Yrd.Doç.Dr. Taşkın KILIÇ/www.sağlikpersoneli.com

1 Yorum

Adsız
25 Eylül 2013 09:47

Türkiyenin 10 yıllık bir süreçte dahi hekim açığının kapanmayacağı resmi kaynaklarca dile getirilirken, hekimlerin idareci olarak çalıştırılması insan kaynağı israfıdır. Sağlık yöneticiliği alanında lisans veya yükseklisans düzeyinde eğitim alanlarca idarecilik görevi yürütülmeli hekimlerin hastane yönetimi ile ilgili çeşitli komisyonlara üyeliği sağlanarak görüşleri alınmalıdır. Böylelikle sağlık turizminde liderlik gibi bir hedefi olan sağlık sektörü bu hedefine ulaşabilir.

Yorum Gönder